İçeriğe geç

ABEL olayı – Türkiye – TSK ve Cemaat

Share

Abel olayını herkes bilmez. Özellikle sömürülen, işgal edilen, kapitalist sisteme köle yapılan ülkelerde anlatılmaz, öğretilmez, bilinmesi istenmez.

Çok şükür internet var da öğreniyoruz….

Abel olayı Amerikayı sarsan bir casusluk olayıdır.

Sarsmakla kalmaz, devlet yöneticilerini de dehşete düşürür.

Çünkü tespit edilebilmesi tamamen bir tesadüf eseri ve çok uzun süreli bir çalışmayla mümkün olabilmiştir.

1953 yılında bir gazete dağıtıcısı çocuk müşterisinden aldığı bir dolarlık nikel paranın tuhaf olduğunu farkeder ve oynarken elinden düşürür.

Para ikiye ayrılır ve içinden bir resim çıkar. Resim, şifreli olarak rakam kodlarıyla yazılmış bir yazının mikrofotoğrafıdır.

Önce Eyalet dedektifleri ardından FBI devreye girer.

Şimdiye kadar tek tük sihir amaçlı kullanılan metal bir dolarlık görmüşlerdir ama böylesine profesyonel bir çalışma hiç olmamıştır.

Yıllarca süren araştırmalardan Amerika tek bir sonuç bile alamaz.

Ta ki 1957 yılında bir rus casusu bu konuda işbirliği yapıp FBI ya açıklayıncaya kadar.

Abel yakalanır. İsminin Rudolph Abel olduğunu söyler.

İşte bu yazının da yazılma amacındaki muhteşemlik ortaya çıkar.

Bu isim aslında “Ben yakalandım” mesajıdır. Ne yazık ki ABD bunu da çook uzun yıllar sonra öğrenecektir.

Bu hikâyeyi muhteşem yapan diğer şey ise,

gerek Abel’in ve gerekse diğer casusların her şeylerinin gerçek olmasıdır.

Yani Amerika’da soyu sopu belli, çalıştığı işi belli, konu komşusu, yaşantısı, vergi numarası, ilişkileri herkes kadar belli ve düzgün, düzenli bir yaşam süren standart bir Amerikalı olmasıdır.

Bu casusluk sistemi hücreler halinde örgütlenmiştir ama herkes sadece bir kişiyi tanır.

Ayrıca her hücrenin özel bir görevi vardır ve

hücreye tek hattan bağlı kişiler sadece en başta verilen görevi yapmaya devam ederler hayatları boyunca.

Öyle istihbarata özgü kriptolar, şifreler, özel çalışmalar, aykırı yaşamlar falan yoktur.

Dışarıdan da baksanız, içeriden de baksanız bu kişiler

kesinlikle kefil olabileceğiniz, sizin kadar ülkesine, işine, ailesine bağlı ve düzenli yaşayan insanlardır.

Sizin gibi yer içer, konuşur, gezer-eğlenir, gazete okur, güler-ağlarlar.

Bir nevi uykudadırlar görev açısından.

Zaman zaman ellerine geçen özel bilgileri çok çok özel yöntemler kullanarak üstlerine iletirler. İkiye ayrılan para, içi boş çivi, gibi.

Bazıları ise eylem safhasında uyanmak üzere hiç faaliyette bulunmazlar.

Tıpkı Rudolph Abel’in isminde olduğu gibi bir şifre ile harekete geçecek şekilde beklerler.

Ki bu kısmı yani “uyuyanlar” ancak yıllar sonra anlaşılabilmiş ve Holivud filmlerine konu olmuşlardır.

Bu hikâyenin bizimle ilgisi ise bu olayın çözülmesinden sonra ABD’nin

Dünyanın her yerinde bu sistemi kendisine uyarlayarak uygulamaya başlamasıdır.

Türkiye’de uyutulan o kadar çok kişi var ki bazen kendimden bile şüphe ediyorum.

Bakın etrafınıza, sizin gibi konuşan, yaşayan, hareket eden ama bir yerde durup daha ileriye gitmeyen kimler var?

Bu proje Türkiye’de cemaat eliyle uygulamaya konmuştur.

Sadece Fettullah değil, diğer cemaat ve tarikatlar da bu işin tezgahındadırlar.

Hatta Atatürkçü dediğiniz bir takım grupların da bu tezgaha bez dokudukları aşikardır.

Muhtemelen her gruptan siyasi partiler de işgal edilmiş durumdadır.

Siz göremiyorsanız o başka….

İnanmıyorsanız zaten söyleyecek bir şey yok…

Emniyette ve çok çok daha fazlası TSK’nde bulunuyor.

Mesela eşlerinin başı açık, içki içiyorlar, eğlencelere, toplantılara gidiyorlar.

Hatta cemaate küfür bile ediyorlar. Kesinlikle dini içerikli gruplarla partilerle ilgileri yok.

Mesela bir gün bakacağız, kesin darbe yapar diye düşündüğümüz Paşa mır mır mır, süt dökmüş kedi oluverecek (süt döken olmadı di mi daha?(!)??)

Belki de bayrağımızın yakılmasına, indirilmesine ses çıkarmayacak.

Belki Anayasadan “Türk” kelimesinin çıkarılmasını bile destekleyeceklerdir.

Bilemem…

Bildiğim şu ki,

“Uyuyan güzel” projesi muhteşem bir projedir.

Doğuşu, fikir babası komünist kafadır ama,

Kapitalistlerin elinde zirveye ulaşmıştır…

……….

Gerçi bu kadar “uyuyan güzel”in olduğu bir ülkede

Güzelleri uyutmaya gerek var mı?, diye düşünmüyor da değilim…..

Not : Bu yazı 15 yıldır defalarca yazılmıştır. En son 2015 Nisan ayında yazıldı.
Share
Tarih:siyasetTarih

2 Yorum

  1. Cumhur BEKLEYEN Cumhur BEKLEYEN

    ATATÜRK’ÜN Uçmaklığından sonra kısa zaman sonra. Dernek kapsamında kapatılmış olan MASON’ların faailiyetleri, serbest bırakılmış. Arkası çorap söküğü gibi işgale uğratılmıştır. Sermaye+Ordu birlikteliğinin en mahrem noktaları ele geçirilmiştir. Peki bu işgal ele geçirmeler nasıl? Geri alınabilecektir! Başka bir ABEL benzeri yapı oluşturmak, mümkün değil midir?! PANZEHİR oluşturulamaz mı?! Saygılarımla….

    • Panzehir oluşturulur tabi. Geri almak da mümkün ama… Sen ben bizim oğlan durumundayız Cumhur bey

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir