İçeriğe geç

Bir Teröristin Düşündürdükleri

Share

Bir terörist İstanbul’u kana buladı. Bir emniyet görevlisi ve bir vatandaş şehit oldu. 7 tane de yaralı var. Yaralı değil gazi…

Yazacaklarımın yanlış anlaşılmaması için öncelikle belirtmek zorundayım. Artık hayatımıza akıl ve mantık değil, soytarılar, çığırtkanlar ve yalakalar yön veriyor. Birilerinin yazdıklarımı düşünemedikleri için kafasına göre kullanmasını istemem. Teröre ve teröriste hiçbir zaman taviz vermem. Kim olursa olsun, devlete ve sivil halka silah çekmişse teröristtir. Tek istisnası vardır, karşısındaki devlete karşı bir faaliyet içinde olmasın. Bizim güzel İstanbul’umuzu kana bulayan bu kişiye lanet olsun diyorum.

Mücadele gücü, azmi ve inancı olsaydı adam gibi, insan gibi mücadele ederdi. Silaha ihtiyacı yoktu. Ama zekâsı bu kadarına çalışıyormuş demek ki, yakın zamanda vatanımızı kurtarmak için ihtiyacımız olan bu silahları ve mühimmatı, vatanımızı işgal edecek olanların ekmeğine yağ sürmek amacıyla kullandığı için lanet ediyorum.

 

Ediyorum ama aklıma da bazı soru işaretleri takılmıyor değil.

Bu terörist, öyle sıradan, cahil ve akılsız biri değil. Aksine çok iyi eğitimli, çok bilgili, seviyeli bir insan. Hatta akademik bir çalışma yapmış ve Türk Hamamları ile ilgili bir başvuru kitabı yazmış. Gazete, dergi yönetmiş, vs. vs. üstelik aydın ve solcu. Aynı zamanda da devrimci. O zaman devleti bölüp parçalamak isteyenlerle ne işi var?

Bütün dünyanın önünde eğildiği, tüm mazlum milletlerin kendine şiar edindiği, İngiliz Hükümetini deviren bir dâhiye, bir lidere; bir milletin kötü talihini baştan sona değiştirebilen bir devrimciye sahip ülkenin gençleri neden iktidarını kanla ve katliamla elde eden bir ülkenin liderine sempati duyar? Mustafa Kemal gibi bir lider ve devrimci hangi ülkeye, hangi millete nasip olmuştur?

Demek ki biz Mustafa Kemal’i, Cumhuriyeti emanet ettiğimiz gençlere anlatmamışız, anlatamamışız.

Ya da anlattırmamışlar…

 

Mustafa Kemal, Loyd Corc’un ve Çörçil’in siyasi hayatını bitirmiş. Düşünceleri Hindistan’dan Küba’ya, Afrika ülkelerine kadar tüm liderlerin aklında, yüreğinde ve idealinde; yazdığı Nutuk, elinde olmuş. Lenin’in bile saygı ve takdirini kazanmış, peşinden koşturmuş. Çe’nin cebinde dolaşmış kitabı. Her mazlum bir Mustafa Kemal beklemiş. Gel gör ki, bizim Mustafa Kemal’imizi bizden başka herkes anlamış, sahiplenmiş de bir biz sahip çıkamamışız.

Demek ki biz Mustafa Kemal’in fikir ve düşüncelerini, devrimlerini Cumhuriyeti emanet ettiğimiz gençlere anlatmamışız, anlatamamışız.

Ya da anlattırmamışlar…

 

Terörist Almanya doğumlu, küçük bir Anadolu kasabasında dayısının yanında büyümüş. Yakın çevresinin söylediğine göre, böyle bir harekette bulunması çok şaşırtıcı… Neresi şaşırtıcı? Biz değil miyiz, Almanya’daki vatandaşlarımızı “Alamancı” diye dışlayan, “öteki”leştiren? Onların adı “Türk Vatandaşı” ama biz ne diyoruz, Alamancı. Almanlar ne diyor, “yabancı”… Kim bu insanlar, hangi gruba dâhiller? Burada ikinci sınıf, orada üçüncü sınıf. Bizim devlet olarak sahip olduğumuz milyonlarca gurbetçi için kurulmuş olan bir “Gurbetçiler Bakanlığı”mız veya onların bulundukları yerlerde, devlet destekli “Gurbetçi Dernekleri”miz var mı? Yok, yok, yok…

Sen sahiplenmezsen kim sahiplenir? Cemalettin KAPLAN, yabancı devşirme merkezleri, Abdullah Öcalan’ın köpekleri…

Sahiplenmeyi bırak mali kanunlarında o insanların ekonomik faaliyetlerine sağladığın kolaylık var mı? Yok… Kolaylıktan geçtim daha türlü türlü zorluklar var. Hatta burada yatırım yapmak isteyen bir gurbetçiye mevcut sisteme uyum ve kurallar konusunda bilgi bile verilmiyor, yabancı şirketler için kanun düzenlemeleri yapılırken.

Sen bunu yaparsan onlar paralarını buraya getirir mi? Getirmez… Nereye götürür? Yimpaş’a, Kombassan’a, Deniz Feneri’ne…

Peki, buralarda parasını kaybetmiş insanların sorunlarını çözüyor musun? Hayır… Üstelik “Bana mı sordun?” diye azarlıyorsun. Sonra da çıkıp oranın vatandaşı olmalarını söylüyorsun. Onların sorunlarını kim çözüyor? Önce oradaki yabancı ülke hükümeti, adliyesi, yargıcı… Sonra da PKK…

Anlamadın mı? Anlatayım. PKK’ya yakın olursan, kaptırdığın parayı onlar her türlü yolu kullanarak geri alıyor. Paranı kurtarıyor…

Biz o insanlarımıza sahip çıkmamışız, sahip çıkamamışız.

Ya da sahip çıkarmamışlar…

 

Kime karşı mücadele ediyormuş terörist? Emperyalizme, Siyonizme…

Biz kime karşı Kurtuluş Savaşı vermişiz? Teröristin dedesi kime karşı savaşmış Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da? Emperyalizme…

Bizim savaştığımız düşmanların arkasında mali destekçi olarak kimler varmış peki? Siyonistler…

Şimdi kahraman dedenin terörist torunu kime karşı savaşıyormuş? Emperyalizme, Siyonizme…

Bugün K.Irak’ta kurulmaya çalışılan kukla devleti kim planlıyor, kimler eğitiyor, kimler destekliyor? ABD, AB, İsrail…

Yani Emperyalistler ve Siyonistler…

Biz bütün Dünya uluslarına örnek olan Milli Mücadelemizi, bu mücadelenin sonuçlarının emanet edildiği gençliğe anlatmamışız, anlatamamışız.

Ya da anlattırmamışlar…

 

Terörist nerede eğitim almış? K.Irak’taki PKK kamplarında. Kimdir PKK? Önce Marksist, Leninist çizgide hareket eden bir aşırı sol, sonra da Kürt hakları savunucusu(!) etnik milliyetçi bir terör örgütü. 30 yıldır kan döküyor. 80’lerde binlerce sivili, çocuk, genç, yaşlı demeden öldürdü. Kundaktaki bebeklere kurşun sıktı, hamile kadınların karınlarını deşti, şehit etti. Her gün onlarca askerimizi şehit etti. Biz, emperyalistlerin bu kan emici uşaklarını durmadan medyada ve ülke gündeminde afişe ettik mi? Her gün ilk gündemimiz olarak nefret ve tiksintiyle konuştuk mu? Okul kitaplarımıza yaptıkları vahşetlerin boy boy fotoğraflarını koyduk mu? Şehitlerimiz için bıkmadan usanmadan anma toplantıları düzenledik mi? İsimlerini okullarımıza, binalarımıza, yollarımıza, üniversite dersliklerimize verdik mi? Hayır.

Biz ne yaptık. Kıyıda köşede kıytırık sokaklara, parklara isimlerini verdik. İsimlerini verdiğimiz yerlerde hikâyeleri yok. O yöreyle şehidin ilgisi, alakası yok. Tanıyanı, bileni yok. İzmirli şehidin ismini Mersin’de bir ara sokağa verdik.

Her olayın, baskının, şehidin olduğu yere kocaman anıtlar diktik mi? Hayır.

Her şehit veren köye, kasabaya, şehre berat verdik mi? En büyük meydanına şehit anıtı diktik mi? Hikâyelerini kocaman harflerle yazdık mı? Hayır.

Bilakis, toplum içinde infial yaratmasın diye olayları, haberleri, sorunları sakladık.

PKK ne yaptı? Kendisinin infaz ettiği bir takım teröristleri bile kendi adamlarına birer kahraman gibi gösterdi. Kamplarına onların isimlerini verdi. Eğitim sahalarına, yemekhanelerine, mevzilerine, dağlara, taşlara isimlerini verdi. Terörist bugün, geçmişteki kahraman(!) ağabeylerinin isimleri ve sahte hikâyeleriyle yetişiyor, yatıyor, kalkıyor. (mesela PKK’nın Mahsun Korkmaz Akademisi)

Biz şehitlerimizi, kundakta hunharca katledilen bebeklerimizi Cumhuriyeti emanet ettiğimiz gençliğimize, halkımıza anlatmamışız. Anlatamamışız.

Ya da anlattırmamışlar…

Bakın ve görün terörist Orhan Yılmazkaya’nın ismi nerelerde kahraman(!) olarak yaşayacak. Peki benim kahraman Murat BUDAK Üsteğmen’im ne oldu?…

 

Kimin için mücadele ediyormuş terörist? Türk ve Kürt halklarının kardeşliği, mücadele birliği için(?)…

Binlerce yıldır, Sümerlerden Hititlere, İskitlerden Selçuklulara Orta Asya kökenli topluluklar dışında kimsenin yaşamadığı bu coğrafyada bunca farklı etnisite nerden çıktı?

Büyük asker ve devlet adamı Atilla’nın muhteşem ordusunu topladığı, Polonya, Macaristan, Romanya hattından başlayıp Çin’e kadar uzanan steplerdeki Türk kökenli boylar ne zaman ve nasıl Rus oldu? Hangi milletin ya da devletin işgal ve istilası sonucu oralardan gittiler de bu kadar çok devlet ve farklı millet anlayışı ortaya çıktı?

Tarihi geçtim, kendi tarihine bizden daha fazla ihanet eden millet yoktur zaten. Bana biri çıkıp da Türk’ü anlatsın. Kimdir Türk? Bu Türk dedikleri kim? Lazlar mı, Çerkezler mi, Azeriler mi(ki onlar kendilerine Azeri demeyi sevmez), Kırgızlar mı, Kazaklar mı, Yakutlar mı, Abazalar mı, Yörükler mi, vs.vs.? kimdir bu Türk?

Biz, onbinlerce yıldır bu bölgelerde yaşayan, atasına sahip çıktığı için adıyla anılan “boy” teşkilatlanmasının oluşturduğu, yukarıda isimlerini saydığım ve saymadığım onlarca aşiret ve boyun oluşturduğu topluluğun adına Türk dendiğini (Tıpkı binlerce çeşidi olan karıncalara, arılara, aslanlara dediğimiz gibi) anlatmamışız cumhuriyeti emanet ettiğimiz gençlerimize. Anlatamamışız.

Ya da anlattırmamışlar…

 

Kimmiş terörist? Devrimci…

Kendi halkını, hakkını savunduğunu söyleyeni öldüren devrimci olur mu? Tek suçu aldığı maaşın hakkını vermeye çalışan, vatan görevini yerine getirmeye çalışan kardeşine silah çeken, kurşun sıkan, öldüren, katledenden devrimci olur mu? Olmaz.

Olsa olsa terörist olur. Ama biz Mustafa Kemal’in Bursa Nutkunu esas alan, ülkü edinen devrimciler yetiştirmek yerine unutturmuşuz onun devrimciliğini ve nutkunu. Onun peşinde ve ülküsünde olanlara da terörist demişiz.

ŞİMDİ GENÇLİĞİMİZ, TERÖRİSTİ DEVRİMCİ SANIYOR…

Biz cumhuriyeti emanet ettiğimiz gençliğimize devrimleri, devrimciliği, Bursa Nutkunu anlatmamışız. Anlatamamışız.

Ya da anlattırmamışlar…

 

İyi de anlatmayan, anlatamayan kim, anlattırmayan kim?

Anlatmayan, anlatamayan kişiler, koca kıçlarının altındaki koltuğun derdine düşmüş haysiyetsiz ve şahsiyetsiz siyasetçilerdir. Hem de 60 yıldır oy uğruna herşeyi yapmaya hazır ve de yapan siyasetçilerdir. Bir de devleti ve kurumlarını yönetenlerdir onlar. Daha büyük koltuklara tayin olabilmek için herşeyi yapmaya hazır ve de yapanlardır. ve halktır onlar… Polise, memura rüşvet alıyor diye kızıp, trafikte yakalanınca rüşveti sırıtarak veren halktır. Yani bizleriz….

Anlattırmayanlar ise, maalesef düşman olarak nitelenen, onlara karşı mücadele edildiği söylenenler. Emperyalistler, Siyonistler, hak ve halk düşmanları…

Ne büyük bir çelişki, ne acı bir durum….

Share
Tarih:EğitimİnsansiyasetSosyalyaşam

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir