İçeriğe geç

Kategori: Bilim

Klavye Savaşları, F Klavye, Q Klavye

Share

Türk F Klavyesinin dünyanın en hızlı klavye dizilimine sahip olduğunu ve tamamen Türk eğitimcilerinin eseri olduğunu biliyor muydunuz? (Detayları aşağıda) Buna karşılık Q Klavyenin de dünyanın en kötü klavye düzenine sahip olduğunu ve bu dizilimin bilinçli olarak yapıldığını biliyor muydunuz? (Detayları en aşağıda) Standart Türk Klâvyesi:  1930’lu yıllardan başlayarak, Türk dilinin özelliklerine göre yapılmamış, standart olmayan, değişik harf dizinleriyle oluşturulmuş çeşitli yabancı daktilo klâvyeleriyle çalışmanın sıkıntılarını giderme isteklerini, 1946 yılından itibaren Öğretmen çabaları olarak sürdürdü. Türk Dil Kurumu verileriyle Eğitim Kurumlarında 10 yıl süren çalışmalar ve denemeler sonucunda oluşturduğu Klâvye dizinini Millî Eğitim Bakanlığına sunarak, Türkçe harfler için de ideal olabilecek bir Millî Klâvye ihtiyacını anlatıp en üst düzeylerde ele alınmasını ancak 1955 yılında sağlayabildi. Yöneticiliğini ve sözcülüğünü yaptığı “Yabancı uzmanlarla da pekiştirilmiş İhtisas Komisyonu”nca…

Share

Türk Alfabesi ve Bilgisayar Teknolojisi

Share

Hiç merak edeniniz oldu mu bilmem? Alfabemizin özelliklerini, nasıl oluştuğunu? Alfabemizde 29 harf olup, dilimizde geçen bazı sesleri tam olarak karşılamaktadır (ş,ğ,gibi), ancak bazı sesleri resmi olarak karşılamaz. Sadece kullanımda uzatmalarla düzenler (â,î, gibi). Bazı sesleri ise özellikle halk kullanımından kaldırır (yumuşak k diyebileceğimiz, k ile n arası bir sestir. Genelde halk ağzı olarak kullanılır. Resmi kullanımı yoktur). Alfabeyi Atatürk hazırlamıştır. Hem de bu konuda uzman olmamasına rağmen, söylenenlere göre bir gecede! (Lütfen yazının sonunda bu kısmı bir daha okuyun)   Bilgisayar teknolojisi ilerledikçe, Amerika, bu konuda daha da ilerleyebilmesi için gerekli olan şartları araştırmaya başlar. Klavye ve fare (mouse) kullanımı, özellikle acemi kullanıcıların hızını yavaşlatmakta ve teknolojik hız artışına, bu kullanıcılara uymak zorunluluğu yüzünden engel olmaktadır. Bunu kaldırabilmenin çareleri aranır. Bilgisayarla sesli iletişim tekniği…

Share

Ceviz

Share

HİÇ CEVİZ KIRDINIZ MI? Pek çoğunuz ceviz kırmış veya yemişsinizdir!.. Bir kısmınız da dalında yada yeni kopmuş haliyle cevizi görmüşsünüzdür!. Ceviz üzerine, ceviz kırmak üzerine pek çok şey söylenmiştir… Hatta bazıları ceviz ağacına benzetmiştir kendisini şarkısıyla; “Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkında; Ne sen bunun farkındasın, ne polisler farkında!.” Diyerekten… Ceviz ile insan arasındaki benzerlik bilmem hiç dikkatinizi çekti mi?.. Cevizin gümüş iyonu içeren tek meyve ve beynin gümüş iyonu ihtiyacı olan tek organ olduğunu biliyor muydunuz? Eğer cevizi ortadan ikiye bölüp tahta kabuğunu çıkartırsanız, içinin iki yarım küreli insan beynine ne kadar benzediğini fark etmişsinizdir elbet… Ama ben bu benzerlikten söz etmiyorum!. Ya neden bahsediyorsun, dediğinizi duyar gibiyim… Hemen açıklayayım… Dalından düşmüş cevizi gördünüz mü bilmem, üzeri noktalı yeşil renkte bir kabukla kaplıdır!. Eline…

Share

Bor Madeninde Dünyayı Değiştirecek Buluş

Share

Bor madeni, herkesin bildiği gibi oldukça önemli bir maden. Sanayide kullanımı gittikçe artmakta olan bu maden, ülkemizin sahip olduğu büyük rezervler dolayısıyla, ülkemiz için daha da önemli hale geliyor. Ancak bu madenin bir sorunu var, o da doğada saf halde bulunmaması. Sanayide kullanımı ise, saf hale getirilmesiyle mümkün oluyor. Bu saflaştırma işlemi, oldukça yüksek bir teknoloji ve masraf gerektiriyor. Bu yüzden, sanayide kullanılabilen, saf haldeki Bor’un fiyatı oldukça yüksek. Dünya piyasalarında kg fiyati 4.000-5.000 $ (ABD Doları) buluyor. Bu haliyle, pek çok alanda kullanım imkanı olmasına rağmen kullanılamıyor. Ancak görünen o ki, Türk bilim adamları sayesinde bu sorun ortadan kalkacak gibi. Bir grup Türk bilim adamı, Bor konusunda yaptıkları çalışmalar sonucunda, saflaştırma işlemini yeni ve çok daha ucuza yapabilecekleri bir teknik geliştirdiler. Bu teknikle üretilen…

Share

Bir Delinin Hatıra Defteri

Share

Dün asalayla ilgili bir roman okuyordum. beni bir sardı, bir sardı, boğacaktı nerdeyse. zor nefes aldım. Geç saatte bitirdim de kurtuldum. bugün de mevlanayla iylgili bir kitaba başladım. Daha başlarken çarpıldım. hikayeye göre adamın biri hz.süleyman ın yanına giidiyor koşarak. yolda azraili gördüğünü ve kendisine çok kötü baktığını söylüyor. ondan rüzgara söylemesini ve kendisini hindistana götürmesini istiyor. belki azrailden kurtulabileceğini düşünüyor. hz. süleyman olmaz dese de sonunda adama acıyor ve rüzgara emrediyor. rüzgar da adamı alıp hindistana götürüyor. ertesi gün azraille karşılışın hz. süleyman ona dünkü adama neden o kadar kötü baktığını soruyor. azrail; – ne kötü bakacakmışım, tanımam etmem. dün onu çeşme başında görünce şaşkınlıktan bakakalmışım. hatta görünmemem gerektiğini bile unutup görünmüşüm. çünkü allah bana onun canını bugün hindistan da alacağımı söylemişti. hikaye burada…

Share

TİRİTYUM

Share

Tirityum Bitirmekte olduğumuz bu yılın başlarında yeni su yönetmeliği çıktı. Önceki yönetmelik de 1996 yılında çıkmıştı. O zaman, BOR madenimizi bu kadar iyi tanımıyorduk. O yönetmelikte, bize bu madenimizi daha iyi tanıtabilmek için olsa gerek, su tahlillerine BOR tahlilini de eklediler. O zaman bu tahlil kolay yapılamıyordu tabii. Yapılabilmesi için de gerekli test kitlerinin ithal edilmesi gerekiyordu. İthal ettik mesele kapandı. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti ondan mı korkacaktı. Bu yönetmelikte ise bu defa tirityum denen bir tahlil konuldu. Tahlili yapacak bir merci yok. Ne olduğunu ve nasıl olduğunu bilen de. Tirityuma gelince, bu madde Hidrojenin bir izotopu. Sayın Doç.Dr. Sebahattin Ünalan’ın kaleminden ne menem bir şey olduğuna bakalım; “Füzyon reaksiyonu en hafif iki element olan hidrojen ve helyum arasında en kolay meydana gelir. Hidrojenin 3, helyumun…

Share

TÜRK YAYI, PANTALONU VE ÇİZMESİ

Share

Bilir misiniz Türk Yayı nedir ve ne zaman ortaya çıkmıştır? Mutlaka biliyorsunuzdur ama belki bilmeyenleriniz vardır diye ben açıklayayım. Barbar Türkler(!) Avrupa’ya geldiğinde Avrupa henüz bakır çağını yaşamaktaydı. Roma, ordularını bakır zırhlarla donatmıştı. Çoğu yaya birliklerden oluşan askerleri ayaklarında deri çarıklarla dolaşıyordu. Kılıçları düz, uzun ve ağırdı. Roma ordusu hareket kabiliyeti olarak hantaldı ama büyük sayıdaki ordusuyla kazanmayı biliyordu. Ordusunun savaş taktik ve stratejisi ise yoktu. Duruma göre hareket ediyor, cepheden bodoslama saldırı gerçekleştiriyordu. Ağır zırhlı ve atlı şövalyeler, savaşın kızıştığı zamanda devreye girerek öldürücü darbeyi indiriyordu. En önemli savaş stratejisi, karşısındakilerin aralarındaki sürtüşmeleri kullanarak birbirlerine düşürmek ve küçük parçalar halinde ele geçirmek oldu. Karşılarına uzun zaman birlik olmuş büyük bir ordu çıkmadı. Ele geçirdiklerini de hediye ve ayrıcalıklarla elinde tutabilmesi büyük bir başarıdır. Barbarlar…

Share

Yoğurt ve Türk Medeniyeti

Share

Yoğurt, bütün dünyada tüketilen bir süt ürünü olmakla birlikte, özellikle Türk toplumunda çok sevilen ve tüketilen, hatta yemek olarak tek başına bile yenen bir yiyecek. Peki yoğurt nerden geliyor? Nasıl yapılmış? Nasıl bulunmuş? Kim bulmuş? Bu sorular çocukluğumdan beri aklımı kurcalayan sorulardı. Sonunda bu yazıyı yazmaya kadar getirdi beni. Bilinen, yoğurt Orta Asya’dan Türkler tarafından getirildi. Bütün dünyaya da Türkler eliyle yayıldı. Bu yüzden dünyanın her yerinde adı yoğurttur. Yoğurt kadar tek kaynağa bağlı başka ürün muhtemelen yoktur. Tek kaynağa bağlılık derken kastettiğim, başka bir noktada benzeri dahi yapılmamış olmasıdır. Evet, yoğurt dünyanın başka hiç bir yerinde yapılmamış olduğu gibi benzeri bir ürün bile yoktur. En azından benim araştırdığım kadarıyla yoktur. Bu alışılagelmiş bir özellik değildir. Yoğurdun ilk olarak nasıl yapıldığıyla ilgili çeşitli anlatımlar, rivayetler…

Share