İçeriğe geç

Kategori: Tarih

Klavye Savaşları, F Klavye, Q Klavye

Share

Türk F Klavyesinin dünyanın en hızlı klavye dizilimine sahip olduğunu ve tamamen Türk eğitimcilerinin eseri olduğunu biliyor muydunuz? (Detayları aşağıda) Buna karşılık Q Klavyenin de dünyanın en kötü klavye düzenine sahip olduğunu ve bu dizilimin bilinçli olarak yapıldığını biliyor muydunuz? (Detayları en aşağıda) Standart Türk Klâvyesi:  1930’lu yıllardan başlayarak, Türk dilinin özelliklerine göre yapılmamış, standart olmayan, değişik harf dizinleriyle oluşturulmuş çeşitli yabancı daktilo klâvyeleriyle çalışmanın sıkıntılarını giderme isteklerini, 1946 yılından itibaren Öğretmen çabaları olarak sürdürdü. Türk Dil Kurumu verileriyle Eğitim Kurumlarında 10 yıl süren çalışmalar ve denemeler sonucunda oluşturduğu Klâvye dizinini Millî Eğitim Bakanlığına sunarak, Türkçe harfler için de ideal olabilecek bir Millî Klâvye ihtiyacını anlatıp en üst düzeylerde ele alınmasını ancak 1955 yılında sağlayabildi. Yöneticiliğini ve sözcülüğünü yaptığı “Yabancı uzmanlarla da pekiştirilmiş İhtisas Komisyonu”nca…

Share

Şehit dediğin 45 saniye!

Share

31 Mayıs 2017 16 şehit var bugün. Ve yine o meşhur 45 saniyenin ardından vur patlasın, çal oynasın. Ve hatta bazılarında artık o 45 saniye de yok…   Oğuzhan Küçükdemirkol! Darbeden sonra kapatılan ve yok edilen o irfan yuvasının ilk sabahı tanıştık. Pek de iyi bir tanışma olmadı aslında. Köyden gelmişim biraz vahşiyim. Zaten doğuştan asabiyim. 14 yaşında kalk borusunu nereden bileyim? Koğuş nöbeti de neymiş? Sabah son nöbet Oğuzhan’ınmış. Herkesi kaldırıyormuş. Beni de kaldırmaya uğraştı. “Git!” diyorum gitmiyor. Kalkıp saldırdım üstüne, tabi beklemiyor böyle bir hareket. Zaten benim gibi kavgacı bir yapısı da yok. Araya Fehmi girdi. Beni boğazımdan tutup yatağa sıkıştırdı. İndik aşağı koğuşlardan. Nöbetçi Subay Asteğmen beni okuldan attı. Yıllardır güleriz. O sabah kavgayla başlayan tanışma akşama dostluğa dönüştü. Öyle ki birlikte…

Share

Ermeni Soykırımı Yalanına, Yılana Sarılır Gibi Sarılanlar

Share

Tanıyan Ülkeler Uruguay (1965, 2004, 2005) Kıbrıs Rum Kesimi (1982) Arjantin (1993, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007) Rusya (1995, 2005) Kanada (1996, 2000, 2004) Yunanistan (1996) Lübnan (1997, 2000) Belçika (1998) İtalya (2000) Vatikan (2000) Fransa (2001) İsviçre (2003) Slovakya (2004) Hollanda (2004) Polonya (2005) Almanya (2005) Venezuela (2005) Litvanya (2005) Şili (2007) İsveç (2010) BOLİVYA (2014) AMERİKA resmen tanımıyor ama 41 EYALET tanıyor… :)) İNGİLTERE resmen tanımıyor ama GALLER tanıyor AVUSTURALYA resmen tanımıyor ama YENİ GÜNEY GALLER tanıyor İSPANYA resmen tanımıyor ama BASK tanıyor… Tanıyan Kuruluşlar AVRUPA KONSEYİ (1998, 2001) AVRUPA PARLAMENTOSU (1987, 2000, 2002, 2005) DÜNYA KİLİSELER KONSEYİ İNSAN HAKLARI DERNEĞİ Türkiye Haricinde Kesinlikle Tanımayan(Reddeden) Ülkeler AZERBAYCAN BULGARİSTAN DANİMARKA İSRAİL ……………………………………………. Yaşasın Filistin, Yaşasın Lübnan, Kahrolsun İsrail….!!!!!

Share

TÜRK YAYI, PANTALONU VE ÇİZMESİ

Share

Bilir misiniz Türk Yayı nedir ve ne zaman ortaya çıkmıştır? Mutlaka biliyorsunuzdur ama belki bilmeyenleriniz vardır diye ben açıklayayım. Barbar Türkler(!) Avrupa’ya geldiğinde Avrupa henüz bakır çağını yaşamaktaydı. Roma, ordularını bakır zırhlarla donatmıştı. Çoğu yaya birliklerden oluşan askerleri ayaklarında deri çarıklarla dolaşıyordu. Kılıçları düz, uzun ve ağırdı. Roma ordusu hareket kabiliyeti olarak hantaldı ama büyük sayıdaki ordusuyla kazanmayı biliyordu. Ordusunun savaş taktik ve stratejisi ise yoktu. Duruma göre hareket ediyor, cepheden bodoslama saldırı gerçekleştiriyordu. Ağır zırhlı ve atlı şövalyeler, savaşın kızıştığı zamanda devreye girerek öldürücü darbeyi indiriyordu. En önemli savaş stratejisi, karşısındakilerin aralarındaki sürtüşmeleri kullanarak birbirlerine düşürmek ve küçük parçalar halinde ele geçirmek oldu. Karşılarına uzun zaman birlik olmuş büyük bir ordu çıkmadı. Ele geçirdiklerini de hediye ve ayrıcalıklarla elinde tutabilmesi büyük bir başarıdır. Barbarlar…

Share

Kurtuluş Savaşında Fransız imtiyazları

Share

Kurtuluş savaşı yılları. Henüz emekleme dönemindeyiz. Avrupalılar, Anadoludaki ayaklanmadan rahatsız, Sevri konuşmak ve zaman kazanmak, karışıklık çıkarmak üzere Lozan’da bir konferans düzenler. Konferansa hem İstanbul, hem de Ankara hükümetleri çağrılır. Konferansa Ankara adına katılan Bekir Sami Bey, Fransızlarla gizli bir anlaşma yapar. Anlaşmayı Ankara’ya gönderir. Bunu haber alan İngilizler ve Yunanlar, güney cephesinde bulunan Türk kuvvetlerinin de Batı Cephesine geleceğini düşünerek paniğe kapılırlar. Bu anlaşma aynı zamanda Ankara hükümetine büyük prestij kazandıracak bir zaferdir. Fransızların bir-iki ufak(!) imtiyaz talebinden başka istekleri olmamış ve Bekir Sami Bey tarafından hiç düşünülmeden kabul edilmiştir.   Fakat ne ilginçtir ki anlaşma, Ankara’ya çok büyük siyasi kazanımlar getirecek olmasına rağmen, Atatürk tarafından reddedilir. Herkes şaşkındır.   Bu reddedişin iki sebebi vardır. Birincisi, bir delegenin, anlaşmayı, maddelerini meclise bildirmek ve onayını…

Share

ABEL olayı – Türkiye – TSK ve Cemaat

Share

Abel olayını herkes bilmez. Özellikle sömürülen, işgal edilen, kapitalist sisteme köle yapılan ülkelerde anlatılmaz, öğretilmez, bilinmesi istenmez. Çok şükür internet var da öğreniyoruz…. Abel olayı Amerikayı sarsan bir casusluk olayıdır. Sarsmakla kalmaz, devlet yöneticilerini de dehşete düşürür. Çünkü tespit edilebilmesi tamamen bir tesadüf eseri ve çok uzun süreli bir çalışmayla mümkün olabilmiştir. 1953 yılında bir gazete dağıtıcısı çocuk müşterisinden aldığı bir dolarlık nikel paranın tuhaf olduğunu farkeder ve oynarken elinden düşürür. Para ikiye ayrılır ve içinden bir resim çıkar. Resim, şifreli olarak rakam kodlarıyla yazılmış bir yazının mikrofotoğrafıdır. Önce Eyalet dedektifleri ardından FBI devreye girer. Şimdiye kadar tek tük sihir amaçlı kullanılan metal bir dolarlık görmüşlerdir ama böylesine profesyonel bir çalışma hiç olmamıştır. Yıllarca süren araştırmalardan Amerika tek bir sonuç bile alamaz. Ta ki 1957…

Share

BURMA-BİRMANYA-MYANMAR-ARAKAN… ???

Share

Ülke gündemine Ramazan vesilesiyle giren bu ülke hakkında ne nedir? Kim kimdir? Kim kimi neden öper? Sorularına yanıt aramak üzere aşağıdaki yazıyı mutlaka okuyun……. Tavsiyemdir…… Öncelikle ülkenin adı, Avrupalı efendilerin birbirleri ile sürtüşmeleri ve bu ülkede hakimiyet sağlama kavgaları neticesinde 3 (üç) ayrı şekilde bilinir ve – bazıları inatla olmak üzere- kullanılır. İngilizler BURMA ismini kullanır. Tabi şıracıları olan Kanada, ABD, BM de bu şekilde kullanır. Fransızlar ve İspanyollar ise inatla BİRMANYA olarak kullanır. Elbette Rusya, Çin, Japonya, gibi uzakdoğu ülkeleri ise emperyalistlere inat MYANMAR kullanmayı tercih ederler. Ülke ise 1989 yılında ismini MYANMAR olarak kendi içinde ve uluslar arası alanda kullanma kararı almıştır. Bu kararı almalarının sebebi ise, İngiliz sömürgesinden kalan tüm İngilizce isimlerin değiştirilmesi kararıdır. (Ne kadar ilginç değil mi?) Ülkede 60 milyon…

Share

100 yıl önceden bir ibretlik…

Share

Yunan parasıyla Yunan Bayrağı dikmek… İşgal edilen yerlerin çoğunda yaşanan ibretlerin bir tanesi. Sanmayın ki sadece burada yaşandı. Sanmayın ki sadece 100 yıl önce yaşandı. Bakın bakalım içinde kaç tane ibretlik ve hayret verici olayı bir arada…… Albay Bekir Sami Bey, Albay Kazım (Özalp) ve Yüzbaşı Selahattin ile birlikte 24 Mayıs 1919 sabahı Akhisar istasyonunda trenden inerler. Sabah ezanı vaktidir ama kasabada tek bir ezan sesi duyulmaz. Biraz yürürler, bakarlar ki her tarafta Yunan bayrakları, sokak başlarında taklar kurulmuş. Derken sabah çanları çalmaya başlar. Şaşkınlıkları gitmeden etraftan “Zito Venizelos” naraları duyulmaya başlar. Şaşkınlık yerini derin üzüntüye ve gözyaşlarına bırakmıştır. Telgraf başına gittiklerinde öğrenirler ki düşman Manisa’yı sarmış, Akhisar’a bir saatlik mesafededir ama henüz işgal etmemiştir. Daha Manisa işgal edilmemişken Akhisar’daki bu çanlar, bayraklar, “Yaşa” naraları…

Share

6000 YIL ÖNCE KULLANILAN ATASÖZLERİ

Share

Bir beyiniz, bir kralınız olabilir ama asıl korkulacak vergi memuru Köpeği olmayan şehirde, tilki müfettiş olur Bugün gideyim, yarın gideyim diyor, gideyim demekle boş vakit geçiriyor Yıkanmamış elle yemek yeme (tarihte sabunu ilk defa yapan ve kullananlardır) Kim dünyaya gelmişse bir gün ölür Eğer aç iseler ölmüş gibidirler Eğer tok iseler Tanrılarla yarışırlar Eğer işleri yolunda ise göğe uzanmış gibidirler Eğer sıkıntıda iseler, yeraltında imiş gibi olurlar Boş vakit geçirdin neye yaradı? Borç para keder getirir Kocam benim için toplar, oğlum benim için yığar. Keşke sevgilim de balıktan kılçığı çıkarsa! Baharatın hiç biri kadın kadar güzel kokmaz Annenin sözüne Tanrının sözü gibi kulak ver Boynu kesilmiş olanın, boynunu sen de kesme Ölüm tanrıçasına(Tanrı Ningişzida) beni yaşat deme Bir kadına ‘harca’ diyen dost, ‘tutumlu ol’ diyen…

Share