İçeriğe geç

Çeteler

Share

Son günlerde gizli örgüt ve çete lafları çokça duyulmaya başlandı yine. Bu işin aslına ve nasıl olduğu konusuna açıklık getirelim.

 

Farz edelim ki siz birkaç arkadaşınızla belli bir gruba, olaya veya duruma karşı tavır içindesiniz ve bunu düşünceden eyleme geçirmeye karar verdiniz. Bu amaçla bir grup veya örgüt kurdunuz.

Bu örgüte güzel ve etkili bir isim koydunuz, logo hazırladınız, amaç ve prensipler oluşturdunuz. Hatta kart bile bastırdınız. Bunca uğraşının sonucunda elbette çevrenize, eş-dost ve arkadaşlarınıza anlatmaya, tanıtmaya başladınız. Bunların arasında devletin resmî görevlileri de var.

 

Üstte geçen “devlet” kavramını biraz açalım. Devlet, kişi ve kurumların üzerinde, soyut bir kavram olup, kavramı oluşturan tüm unsurların mevcudiyetiyle işlerlik kazanır, yaşar. Bu unsurlara bağımsızlık da dâhildir. Günlük kullanımda geçen “devlet” kelimesi ancak ve ancak bu soyut kavram adına yetkileri kullanan kişi ve kurumları ifade eder. Başkan, başbakan, hükümet gibi?

 

Bu noktada, bazı durumlar için devletin suçlanması, her kademede devlet adına hareket eden kişilerin suçlanmasıdır. Aksi durum sadece komik olur. Çünkü ortada elle tutulabilecek bir “devlet baba” yoktur. Hele devletin yetkilerini elinde tutanların böyle bir şey söylemesine kargalar bile güler (Bu durumda bizim milletçe karga kadar bile olamadığımızı iyi düşünmek gerekir?).

Devlet adına yetkileri kullananların “derin devlet” gibi saçma söylemlerini ise içim sızlayarak seyrediyorum?

 

Neyse biz gelelim örgütümüze;

Örgütsel olarak yaptığımız çalışmalar devletin istihbarat kurumları tarafından er ya da geç öğrenilir.

 

İşte bu aşama çok önemlidir. Artık birileri sizi fark etmiştir ve sizin için iyi veya kötü günler başlar. Ancak bu arada sizin hakkınızda kapalı kapılar ardında yorumlar yapılır. Devletin istihbarat birimleri sizi ve çalışmalarınızı takibe alır. Bilgiler üst makamlara akmaya başlar. Gelen bilgiler üst makamlarda incelenir.

 

Buraya kadar her şey normal prosedürde yürür. Anormallik bundan sonra başlar. Devlet(!) sizinle ilgili gelecek planlaması yapar. Verilecek üç çeşit karar vardır. Ya sizi imha ederler, ya yakın takipte tutmaya başlarlar ya da sizi “derin” amaçları için kullanmaya başlarlar. Bu arada istihbarat kurumları içinde, devlet eliyle yerleşmiş yabancı istihbaratçılar da sizden haberdar olur ve takip etmeye başlar.

 

Birinci durumda işiniz zordur. Gözaltılar, sorgular, belki de yıllarca hapis?

Canınızdan bezdirirler.

 

İkinci durumda, ciddi etkinlikler yapıncaya kadar kimse size ilişmez rahatsınızdır ama bir o kadar da sıkıntılı. Çünkü her şeyi kendi başınıza ve kendi imkânlarınızla yapmanız gerekir.

Üçüncü durumda ise ne yaptığınızı bile anlayamazsınız. Birden her şey daha iyiye gitmeye başlar. Önünüze kapılar açılır, gizli bilgiler ve malzeme ile birlikte para da yağmaya başlar. Çok etkili ve güçlü kişiler size katılır, destekler.

 

Gün gelir, gerekli olduğunuz noktada farkında olmadan kullanılırsınız. İyice palazlanmadan kullanılmışsanız çiğnenip tükürülmüşsünüz demektir. Eğer yeteri kadar etkin ve büyük olabilmişseniz, “halk kahramanı” olursunuz. Herkes sizinle “gurur” duyar!…

Peki, sizi kullanan kimdir sizce? Gökte, bulutlardan sarayında oturan “devlet baba”mı kullanmıştır sizi?..

 

Az önce “devlet” kavramını açıkladık. Bu kavram adına hareket yetkisi kimdeyse, sizi kullanan da odur.

 

Devlet adına tüm yetkileri kullanan bir hükümetin, kendine bağlı yüzlerce kurumu aracılığıyla sizden haberdar olamamasının mantıklı bir açıklaması olamaz. Bunu söyleyebilen bir başbakan, hükümetin başı değildir ve olamaz. Olsa olsa oraya başkaları tarafından oturtulmuş bir kukladır.

 

Son günlerde olan olaylarda bahsi geçen devletin “derin” kısmı da resmen ve fiilen hükümettir. Olaylara karışanlar ise her kadehte kendisini bir b.k sanan salaklardır. Bunların akıllı ve şanslıları ise, cezaevinden çıkarken kendisiyle “gurur” duyulanlardır?

 

Bunların aksini düşünmek saflıktır. Söylemek küfretmektir. Söyleyenlere inanmak ise aptallıktır?

Devlet erkini elinde tutanların söylemesi ise İHANETTİR?

Share
Tarih:siyasetSosyal

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir