İçeriğe geç

Dershane-Dersane

Share

Ülkemizde bazı konular var ki, mevcudiyetinin tartışılması gerektiği halde, vazgeçilmez, asli unsurlardan birisi olmuş durumda.

Dershaneler, bu konulardan bir tanesi.

Tartışılması gereken konu, dershanelerin gerekliliğinden çok, çalışma sistemleri ve uygulamaları.

Benim anladığım ve dünyada da uygulanan şekli, dershanenin, okuldaki eğitime yardımcı olması, takviye etmesidir. Belli konularda eksiklerin giderilmesi, belli konularda daha ileri seviyelere çıkılabilmesi, belli konulara özel eğitimler verilmesi, vs. sayılabilir.

Eksiklerin giderilmesi konusunda faaliyet söz konusu olduğunda, tıpkı özel ders verilmesi gibi, öğrenciye özel bir program uygulanır. Özel dersten farkı, aynı konularda eksik olan öğrencilerin bir araya getirilmesi ile daha ekonomik olmasıdır.

Belli alanlarda ilerlemek isteyen öğrenciler için (matematik veya fizik alanında bir üst okula veya üniversiteye gitmek isteyenler için), daha ileri seviyede konuların programlanarak verilmesi. Yabancı ülkelerde genel sınav sistemleri yerine okullara özel sınavlar, mülakatlar olması sebebiyle buna ihtiyaç duyulmaktadır.

Özel statüye ve eğitim programına sahip okulların sınav ve mülakatlarına hazırlanılması için özel programların uygulanması.

Bizde böyle uygulamalar yok.

Zaten genel sınav sistemine dayalı bir yerleştirme saçmalığı sürüp gidiyor.

Mülakat diye bir kavram eskiden olmasına rağmen sanki eğitime zarar veriyormuş gibi kaldırılmış. Amaç mülakatı geçemeyecek kadar embesil olanların da bu okullara girebilmesini sağlamak mı, yoksa, istemediği, hiç ilgi duymadığı, kesinlikle yapamayacağı halde, boş kalmamak için, sırf etiketi kallâvi olsun diye düşünenlerin de girebilmesine imkân tanımak mı anlaşılabilmiş değil.

Mülakat sadece askeri okullarda kaldı. O da, koşamayan kişinin profesyonel olamayacağının gerektiği düşünüldüğünden. Gerçi, profesyonel olduğu halde koşamayan askerlerin oranını düşünecek olursak bunun pek de anlamı kalmadığını söyleyebiliriz ama bu ayrı konu.

Kan görmeye dayanamayan bir kişinin doktor olması konusuna hiç girmeyelim. Zaten konumuz bu değil…

Bizde öyle belli konularda ileri düzey ve özel eğitimler veren okullar yok, olsa da çok az. Okullarda genel konularda eğitimler verildiği içindir ki, mezun olanların büyük kısmı eğitildikleri alanlarda çalışmamaktadırlar. Meselâ, mühendisler yöneticilik yapmakta, işletme mezunları pazarlamacılıkla uğraşmaktadır. Tarım ülkesi olan memleketimin ziraat mektebinden mezun olanların yapmadıkları tek iş tarım sektörüne yöneliktir. Bu da konumuz değil…

Eğitim fakültelerini bitiren binlerce genç zaten açıktadır. Lise mezunları ile aynı memurluk sınavına girmektedir. Ne yazık ki bir çoğu da düşük seviye genel kültür sınavı olan bu sınavdan düşük puanlar almakta ve herhangi bir utanç duymamaktadır ki bu da bu sınava yönelik dershanelerin mantar olup memleketi sarmasına sebep oluyor, bunun konumuzla hiç alakası yok.

Peki konumuz ne?

Konumuz,

Dershanelerin her türlü denetim ve kontrol mekanizmasından uzak olarak faaliyet yürütmesi…

Dershanelerin atanması yapılmayan yeni mezun gençleri öğretmen olarak çalıştırması…

Dershanelerin öğrencinin eğitimiyle değil, babasının cebiyle ilgilenmesi…

Dershanelerin başarılı olduklarını gösterebilmek için sınavlar açıyor olmaları. Sınavdan yüksek not alan öğrenci genel sınavda da başarılı olur ve ismi kocaman afişlerle duvarlara asılır. Bunların tabela ücretlerinin alınıp alınmadığını ilgililere bırakalım…

Dershanelerde çalışan bir çok öğretmen aynı zamanda devlet okulunda çalışmaktadır. Üç yılda öğretemediği şeyleri 8 ayda nasıl öğretebildiğini çok merak ederim yıllardır. Eğer öğretebiliyorsa bir çocuğun üç yılını niye heba ettiğini ise düşünmeye bile korkuyorum. Çünkü düşününce sadece dersine girdiği öğrencileri dershaneye blok olarak aktarmaları için çalıştırıldıkları ortaya çıkmakta…

Nice öğretmenler var ki, devlet okulundaki dersleri biter bitmez o dershaneye, oradan da öbür dershaneye koşturmakta. Sonra da eve gelirken ayaküstü bir şeyler atıştırıp, evdeki özel derse yetişmekte. Aynı öğrenciye her üç yerde de ders verdiği durumlar da söz konusu. Anlamadığım, bir insanın, aynı öğretmenin aynı konuları anlatması için çocuğunu nasıl gönderebildiği. Acaba çocuğu mu salak, kendisi mi?

Anlamadığım, bir öğretmenin, bu koşturmaca arasında kendisini nasıl geliştirebildiği? Maddi anlamda geliştirdiği kesin, ama ben, kendi alanında dünyadaki gelişmeleri takip etmekten, kendi eğitimciliğini geliştirmekten bahsediyorum.

Nasıl? Böyle bir kavram bu ülkede yok mu dediniz. E, o zaman tamam…

 

Artık yeni bir dershanecilik sistemi başlıyor. Dershanelerin yaptıkları “ödüllü” seviye tespit sınavlarına hazırlama dershaneleri…

Yakında, devlet okulları da özelleşme sayesinde, kendi hazırlama kurslarıyla bu curcunaya katılacaklar. Bir kısmı gayri resmi olarak yapıyordu zaten, sadece yasallaşacak olay. E, kambersiz düğün olmaz.

 

Şimdi de esas tartışılması ve hatta önce, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken konuya gelelim:

Biz her ne kadar baştan beri durmadan “dershane” diye yazmış olsak da, yüzlerce değil, binlerce dershanenin adı “dersane”…

Sorarım size ne demek dersane?

Türkçe’de böyle bir kelime yok. Bu kelimenin anlamı da yok.

“Dershane” ise, ders verilen yer, demek.

ŞİMDİ SORUYORUM, DAHA YAPTIĞI İŞİN ANLAMINI İFADE ETMEKTEN ACİZ, İFADE ETTİĞİNİ SANARAK KULLANDIĞI KELİMENİN ANLAMINI BİLMEYEN, KULLANMASI GEREKEN KELİMEYİ BİLMEYEN BİR YER, SİZİN ÇOCUĞUNUZA NE VEREBİLİR, NASIL VEREBİLİR, NE ÖĞRETEBİLİR?…

Yahu, siz salak mısınız? Bunu bile düşünmekten, anlamaktan aciz misiniz?…

 

Geçen gün yolda giderken bir dershane gördüm. İsminde “dershane” kelimesini kocaman harflerle yazmış. Vaktim olsa gidip kendilerini tebrik edecektim. Huzurunuzda ismini doğru olarak yazan tüm işletmeleri kutluyor, takdir ve tebrik ediyorum…

İsmini bile doğru yazmaktan aciz olanlara söylenecek bir şey yok. Çünkü, dünyada her şeyin çaresi varmış, ama “öküz”lüğe çare yokmuş…

Share
Tarih:Eğitim

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir