İçeriğe geç

HAYAT SINAVI

Share

Kaderin/hayatın (Her ne derseniz) bizi sürekli sınav yaparak ders verdiğini, yaşatarak, çektirerek öğrettiğini sanırız. Hatta “Hayat ve okul arasındaki fark, okulda önce öğretilir sonra sınav yapılır, hayat ise önce sınav yapar sonra öğretir” diye bir anlatım da vardır. Oysa tam tersidir.

Kader önce verir sonra sınar. Sınavı geçemezseniz verdiğini de alır. Ama aslında alan da kader değildir. Kaybeden sizsinizdir.

Genelde verileni biz aldık sayarız ve kaybettiğimizi kaderin aldığını iddia ederiz. Oysa kader geri almaz, aksine çok bonkördür. İsterseniz verir hem de ne isterseniz onu verir. Ancak onun verdiğini alabilmenin iki şartı vardır: İlk şartı istemektir ki “İstemeyi Bilmek-1” ve “İstemeyi Bilmek-2” konu başlıklarıyla bunu yazmıştık. İkinci şartı ise elini uzatmaktır.

Yani istediğinizin geldiğinde elinizi uzatıp almak size kalmıştır. Hemen her gün önümüze istediğimiz bir çok şey gelir ama biz genelde almak için elimizi uzatmayız, almak için uğraşmayız. Diyelim ki elinizi uzattınız ve aldınız.

İstediğini alan insan en önemli noktayı unutur: Vereni… Verildiğini değil de kendisinin aldığı zannıyla daha aldığının karşılığını vermeden, sınamayı geçmeden hemen sonraki herşeyi alabileceğini düşünmeye başlar.

Almanın iki şartı olduğu gibi karşılığını vermenin de iki şartı vardır: Bedelini ödemek ve Sınav

Önce karşılığını, bedelini ister veren. Meselâ öğretmen, verdiği dersi öğrencisinin aldığını kontrol etmek için ödev verir. Öğrenci, ders dışında emek ve zaman harcayarak o ödevi yapmak zorundadır. Oyun, gezme, eğlenme zamanından ödün vermesi gerekecektir.

Hayatta da böyledir. Verilenin bedeli mutlaka ödenmelidir. Para ise çok çalışmak, kariyer ise çok bilgi gerekir. Aşk ise alınan, durum farklıdır. Çünkü en zoru budur. Emek harcamak zorunludur, hasret çekmek şarttır, kabullenmek ve katlanmak mecburidir.

Bunun adına “Şükür” de diyebiliriz. Verilene şükretmek. Ama öyle yozlaşmış, salt kelime anlamıyla, huşu içinde bir şükür değil. davranış ve mücadele ile yapılan şükür.

Sonra sınav gelir. Sınav, ödev gibi tek konuda olmaz. Bir çok konuyu hatta hepsini birden kapsar. Belli bir döneme ait para, kariyer, aşk, huzur, vs. konularının hepsinden birden olur/olabilir sınav. Sınav ya yeni dönemin kapılarını açar ya da yıkar geçer…

Bu sınavda bazı sorular test olabileceği gibi bazı sorular mutlaka klasiktir. Yani çoktan seçmeli hazır cevaplar olmaz. Aksine tamamen size özel ifadelerle, cümlelerle açıklamak zorunda olduğunuz tarzdadır. Bir yandan para sıkıntısını (mesela tahsilat veya maaş gecikir) çözmeye çalışırken diğer yandan iş yerinde sorunlar yaşayabilirsiniz (mesela eleman sorunu veya patronla tartışma). Bir taraftan aşk acısı/hasreti çekerken diğer taraftan da taşınmak zorunda kalabilirsiniz.

Bu noktada en büyük hatayı yaparız. Hemen hayata küseriz, boş vermişliğe dalarız, içkiye kapılırız, vs. Oysa, tıpkı öğretmenin sınav konusunda defalarca uyardığı gibi hayat bizi sürekli uyarmıştır. Ya ufak sorunlarla dürtüklemiş, ya bir dostunuz “öyle yapma, böyle etme” diye tavsiyeler vermiştir. Yani size mutlaka “yapma” denilmiştir. Ama bu sürede biz küçük dağları yaratmış olmanın kasıntısıyla umursamamışızdır. Ve sınav zamanı gelir…

Yapabileceğiniz hiç bir şey yoktur artık. Yapmak zorunda olduğunuz şey, öyle ya da böyle mutlaka bu sınavı vermektir. Tıpkı öğretmenin sınavda dediği gibi “en iyi bildiğiniz sorudan” başlamaktır. Umutsuzluğa kapılıp boş kağıt vermenin anlamı olmadığı gibi herhangi bir sonuç da getirmez. Soruları gözden geçirip bildiklerinizden çözmeye başlayacaksınız. Önce evi taşıyacaksınız ki huzurunuz olsun, sonra para sıkıntısını çözeceksiniz ki rahatlayasınız, en sonunda da iş sorunlarını çözeceksiniz.

Aşk meselesine gelince, en zoru budur dedik ya, bu yüzden onu en son çözmeye uğraşacaksınız. Hiç çalışmadığınız yerden geldiyse soru, yani maşuk (aşık olunan) çözümsüzse zaten yapacak bir şeyiniz yok, çözemezsiniz. Aşkınızı hak etmiyordur. Uğraşmayın… Ama illa da sevmeye devam edecekseniz, devam edin. Çünkü sevmek tek kişiliktir. (Bağlantıya tıklayarak detaylarını okuyabilirsiniz)

Buna da “mücadele” diyoruz.

Ya sınavı geçemezseniz ne olacak? Bütünlemeye kalacaksınız tabi ki. Ama dikkat edin, bütünleme hepsinden zordur.

Ya bütünlemede de geçemezseniz ne yapacaksınız? Elbette O sınıfı/seneyi bir daha tekrar edeceksiniz benim gibi (Okulda sınıfta kaldım da). Bu durumda unutmamanız çok önemli bir şey var. Tekrar ettiğinizde dersler ve konular aynı olacaktır ama öğretmenler ve sorular farklı olacaktır. Elbette arkadaşlarınız ve içinde bulunduğunuz zaman da…

Hayat bir okuldur. Öğrettiklerini öğrenmek için öğretenlere ve ikazlarına uyun, ödevlerinizi sakın ihmal etmeyin. Yoksa tarihiniz tekerrür etmeye devam eder…

Share
Tarih:İnsanSosyalyaşam

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir