İçeriğe geç

Türk Alfabesi ve Bilgisayar Teknolojisi

Share

Hiç merak edeniniz oldu mu bilmem? Alfabemizin özelliklerini, nasıl oluştuğunu?

Alfabemizde 29 harf olup, dilimizde geçen bazı sesleri tam olarak karşılamaktadır (ş,ğ,gibi), ancak bazı sesleri resmi olarak karşılamaz. Sadece kullanımda uzatmalarla düzenler (â,î, gibi). Bazı sesleri ise özellikle halk kullanımından kaldırır (yumuşak k diyebileceğimiz, k ile n arası bir sestir. Genelde halk ağzı olarak kullanılır. Resmi kullanımı yoktur).

Alfabeyi Atatürk hazırlamıştır. Hem de bu konuda uzman olmamasına rağmen, söylenenlere göre bir gecede! (Lütfen yazının sonunda bu kısmı bir daha okuyun)

 

Bilgisayar teknolojisi ilerledikçe, Amerika, bu konuda daha da ilerleyebilmesi için gerekli olan şartları araştırmaya başlar. Klavye ve fare (mouse) kullanımı, özellikle acemi kullanıcıların hızını yavaşlatmakta ve teknolojik hız artışına, bu kullanıcılara uymak zorunluluğu yüzünden engel olmaktadır.

Bunu kaldırabilmenin çareleri aranır. Bilgisayarla sesli iletişim tekniği geliştirilir. Ancak yıllarca uğraşılmasına rağmen, hatta elle yazılan yazılar bile dijital ortama aktarılmasına rağmen, bir türlü sesli iletişim teknolojisi başarılı olamaz. Sebebi İngilizce’nin sesleri ifade etmedeki yetersizliğidir.

Evet! İngilizce söylendiği gibi mükemmel bir dünya dili değildir. Sesleri ifade etmekte aciz kaldığı gibi, kelime türetmekte de çok sıkıntılıdır. Bu yüzden de kelimelerin baş harflerini kullanmaya çalışır. Bu da türetilen kelimenin anlaşılmasının mümkün olmamasını, mutlaka ezberlenmesi gereğini ortaya çıkarır ki, toplum cehaletten ancak ezberlemekle kurtulabilir. Yani kelimeye bakarak kafasında bir şeyler canlandırması mümkün değildir. Bu konuda sayın hocamız Prof.Dr. Oktay SİNANOĞLU’nun kitaplarına bakılabilir.

İngilizce’de, ş, ç, gibi sesler farklı kelimelerde farklı şekilde ifade edilir (fashion, administration, gibi). Tabii ki bunu bilgisayara anlatmak mümkün değildir. Onun da ezberlemesi gerekir. Ayrıca herkesin telaffuzu farklıdır. Bu yüzden bilgisayarla iletişim kurabilmek için bütün kelimeleri tek tek bilgisayara okumak ve sonra da aynı şekilde telaffuz etmek zorundasınız. Yani, iletişimi harf olarak değil, kelime olarak kurmak durumundasınız. Mesela birisi boğazınızı sıktığında, bilgisayara boğuk olarak alarmı çalması komutunu veremezsiniz. Verirsiniz de o anlamaz.

Yapılan uzun ve ciddi araştırmalar sonucu, sesleri aynen ifade edecek bir dil ve alfabeye ihtiyaç olduğu bulunur. Dünya’da birkaç alfabe olmasına rağmen, bu özellikleri tam olarak, kuralları ve özellikleriyle karşılayabilecek tek dil vardır, o da TÜRKÇE.

Silikon vadisi çöker, derin bir hüzne bürünür. Bütün umutlar suya düşmüştür. Elbette Türkçe’nin kullanılması söz konusu edilemez. Konu rafa kaldırılır.

Diğer taraftan, söz dizilimi de yine Türkçe’mizi zirveye taşımaktadır. Mesela, ben elmayı seviyorum dediğinizde, bilgisayar daha ikinci kelimede olasılıkları birkaça indirir ki bu da işlem sayısını azaltır, hızını arttırır. Ama İngilizce’de i love apple dediğinizde, son kelimeyi söyleyinceye kadar bilgisayarın bir işlem yapabilmesi mümkün değildir. Yani son kelimeleri söylenmemiş bir cümleyi tamamlayamaz. Daha da açıkçası, yapay zekanın gelişmesi önündeki en büyük engeldir söz dizimi.

 

Şimdi lütfen yukarıdaki kısmı bir daha okuyun ve öyle devam edin.

 

Biz, Türkçe’den önce başka dil kullanmıyorduk. Osmanlıca ayrı bir dil değildi. Yine böyle konuşuyorduk. Sadece yazarken kullandığımız alfabe farklıydı. Az bir çaba ile, Arap alfabesini bilirsek, Osmanlıca belgelerin çoğunu rahatlıkla okuyabiliriz.

Bilgisayar, uzatmalı harfleri ayırt edebilir ama mesela “yumuşak k” dediğimiz sesi ayırt edemez. En baştaki seslerle ilgili yorumu sizlere bırakıyorum.

Acaba Atatürk şöyle miydi, böyle miydi demeye gerek yok. Ama onun bu konuda bizim şu anda olduğumuz yerden daha ileride olduğunu anlamamız lazım. Bu ülkede yerli bilgisayar üretilebilir. Bilgisayar dili olarak da Türkçe kullanılabilir. Konuyu uzmanları bilir ama sanırım programcılıkta da inanılmaz kolaylık sağlar.

Oysa biz, hala inatla Q-Türkçe denen saçma klavyeyi kullanmaya devam ediyoruz. Programların Türkçeleştirilmelerini şart koşmuyoruz. Uluslararası arenada kendi dilimizle işlem yapamıyoruz. Üstelik de uzatma harflerimizi tamamen terk ediyoruz.

Share
Tarih:BilimEğitimsiyasetSosyal

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir